0 530 691 22 44

Sosyal Medyada Biz}

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu

Yazmış olduğumuz makalemizi okuyarak sizlerin de kimlikleri başkaları tarafından kullanılmış ve suç işlenmiş ise Diyarbakır ceza avukatı ERD Hukuk Bürosu tarafına iletişime geçerek suç duyurusunda bulunabilir ve gerekli yasal işlemlere başlayabilirsiniz.

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Nedir ?

Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu; bir suç işleyen bireyin, işlediği suç nedeniyle kendi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını veya kendini aklama engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanması ile meydana gelir. Bunlara örnek vermek gerekirse , hırsızlık suçu işlerken yakalanan bireyin başkasına ait bir kimliği ibraz ederek o şahıs ile ilgili yargılama yapılmasını sağlaması ve amaçlaması bu suça vücut verir. Başkasının kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanma suçu, iftira suçunun özel bir görünüm biçimi de denilebilir. 5237 sayılı TCK’da , suçun unsurlarını TCK m.268’de düzenlemiştir. Fakat yaptırım ile ilgili TCK m.267’de düzenlenen iftira suçuna da atıf ve gönderme yapmıştır.

Suçun Maddi ve Manevi Unsurları

5237 sayılı TCK’nın “Başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. bendin de; “İşlediği suç hasebiyle kendi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek ve kendini aklamak amacıyla, başkasına ait kimliği ya da kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ait hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş. Madde gerekçesinde bu suçun iftira suçunun özel bir işleniş biçimi bulunduğu da ifade edilmiştir. Kanuni düzenlemeye göre, bireyin işlediği suç hasebiyle kendi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanması yaptırıma bağlanmış, bu suçun iftira suçunun da özel bir görünüş biçimi bulunduğu madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Buna göre, failin işlediği suç sebebi ile ilgili başlatılan soruşturma ya da kovuşturmada, kendi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, muhakeme sürecini yürüten yetki sahibi makamlara aslında var olan bir başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kendi bilgileriymiş gibi vermesi ve göstermesi durumunda suç oluşacaktır. Bununla beraber, suçun oluşabilmesi için, henüz evvel işlenmiş bir suçun zenginliği gereklidir. Diğer bir anlatımla fail işlemiş bulunduğu suç sebebi ile ve suçu işledikten ardından kendisi kimliğini saklama çabası içerisine girmeli ve başkasına ait olduğunu bildiği kimlik veyahut kimlik bilgilerini yetki sahibi mercilere vermelidir; aksi durumda bu suçun oluştuğundan söz ve bahsetmek olası bir durum değildir. Buna rağmen, soruşturma ve yargılama makamlarını yanıltmak amacıyla suçun işlenmesinden evvel uygulanan sahtecilik eylemleri ya da hileli davranışlar niteliğine göre sahtecilik suçunu aynı zaman da oluşturabilecektir. Nitekim öğretide de; başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için henüz işlenmiş ve soruşturma ya da kovuşturmaya mevzu olmuş bir suçun işlenmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için, failde genel maksadın yanında “ işledi­ği veya işlemek istediği suç sebebi ile kendi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelle­mek amacı” bulunması lazım olur. Bu nedenledir ki , failin bu tür bir özel kastla suçu işleyeceğinin sebebi aranacaktır.

İnternet Alışverişinde Başkasının Kimliğini Kullanma

Sanık … hakkında, müştekiye ait banka hesabında bulunan toplam 5900 TL parayı, internet üzerinden sahte kimlikle açılan sahte banka hesabına havale edilmesi, ancak bankanın hesaba bloke koyması nedeniyle paranın çekilemediği olayda; müştekiye ait paranın kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına aktarmasıyla paranın müştekinin hakimiyetinden çıktığı ve suçun tamamlandığı gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Sanık ile ilgili banka ya da kredi kartlarının kötüye uygulanması suçundan verilen kararın onanmasına hüküm verilmiştir. Sanık ile ilgili başkasına ilişkin kimlik ya da kimlik verilerinin uygulanması suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde; Başkasına ilişkin kimlik ya da kimlik verilerinin uygulanması suçunun oluşabilmesi için; işlediği suç nedeniyle kendi ile ilgili tahkîkat ve kovuşturma yapılmasını engellemek emeliyle başkasına ilişkin kimliği ya da iftira suçu açısından kimlik bilgilerini kullanarak o şahıs ile ilgili tahkîkat ve kovuşturma başlatılmasını veyahut idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için kullanması gerektiği, somut olayda; sanığın başkasına ilişkin kredi kartıyla yapan bulunduğu alışverişlerde şikayetçinin kimlik bilgilerini kullanarak prosedür yapma şeklindeki eyleminin kendisi kimliğini saklamak niteliğinde bulunduğu öğeleri bakımından oluşmayan başkasına ilişkin kimlik ya da kimlik verilerinin uygulanması suçundan sanığın beraati adına mahkumiyetine hüküm verilmesi de hukuka aykırıdır.

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası

 

TCK Madde : 268

(1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacı ile başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan bir kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

TCK Madde: 269 ( Etkin Pişmanlık )

  • İftira edenin ya da atanın , mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, kişi hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
  • Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme durumunda ise, iftira suçundan dolayı iftira edenin hakkında verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
  •  Etkin pişmanlığın; a) Mağdur hakkında hüküm verilmeden önce gerçekleşecek olması halinde, verilecek cezanın üçte ikisi, b) Mağdurun mahkûmiyet kararından sonra gerçekleşmesi halinde ise, verilecek cezanın yarısı c) Hüküm edilen cezanın infaz edilmesine başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilir.
  •  İftira suçunun konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla; a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı, b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilecektir.
  •  Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

Yetki sahibi makamlara ihbar ya da şikayette bulunarak veyahut medya ve yayın yolu ile, işlemediğini bildiği durumda, ile ilgili soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veyahut idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka marjinal bir fiil isnat eden şahıs, bir seneden dört seneye kadar mapus cezası ile cezalandırılır (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/1). Fiilin maddî yapıt ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması durumunda, ceza yarı oranında artırılır.(TCK m.268 atfıyla TCK m.267/2). Yüklenen fiili işlemediğinden kaynaklı ile ilgili salıverilme hükmü ya da kovuşturmaya yer olmadığına değin hüküm verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil hasebiyle gözaltına alma ve gözaltına alınma dışında farklı bir savunma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/3). Yüklenen fiili işlemediğinden kaynaklı ile ilgili salıverilme hükmü ya da kovuşturmaya yer olmadığına değin hüküm verilmiş olan mağdurun bu fiil hasebiyle gözaltına alınması ya da tutuklanması halinde; iftira eden, ayrı olarak bireyi hürriyetinden mahrum kılma suçuna ait hükümlere göre endirekt fail olarak mesul tutulur (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/4). Mağdurun ağırlaştırılmış ömür boyu mapus ya da ömür boyu mapus cezasına mahkûmiyeti durumunda, yirmi seneden otuz seneye kadar mapus cezasına hükmolunur (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/5). Mağdurun mahkûm bulunduğu mapus cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/6). İftira suçundan kaynaklı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit bulunduğu tarihten başlar.(TCK m.268 atfıyla TCK m.267/8). Basın ve yayın yolu ile işlenen iftira suçundan kaynaklı verilen mahkûmiyet hükmü, aynısı ya da eşdeğerde medya ve yayın organıyla ilan olunur. İlan gideri, hükümlüden tahsil edilir (TCK m.268 atfıyla TCK m.267/9).

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı Emsal 1

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, failin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerektiği, sürücüsü olduğu araç yol uygulaması sırasında polis ekiplerince durdurulduğunda alkollü olduğu tespit edilen sanığın kendisini mağdur … olarak tanıtarak bu isimle idari para cezası tutanağı düzenlenmesini sağladığı şeklinde gelişen olayın, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/6. maddesindeki “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki değişiklikten önce gerçekleştiği dikkate alındığında, sanık hakkında TCKnun 179. maddesi kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa neticesi araştırılıp denetime olanak sağlayacak şekilde evraklarının temin edilmesi, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma yapılmış olduğunun tespiti halinde TCK.nun 268/1. maddesinde yazılı suçun oluşacağı, anılan suçtan soruşturma yapılmadığının tespiti halinde ise TCK 206/1. maddesinde yazılı suçun oluşacağı cihetle, mahkemece belirtilen araştırma yapıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Gerekçeli karar başlığında suç adının “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine “iftira” olarak yazılması,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay Kararı Emsal 2

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Sanık hakkında başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, suçu işlemediğine ve suç kastı bulunmadığına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2- Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Sanığın üzerine atılı bulunan TCK.nun 297/1. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu nedeniyle 8 yıllık dava zamanaşımının, suç tarihi olan 13.07.2005 tarihinden, iddianame tarihi olan 23.01.2015 tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e ve CMK.nun 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 09.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay Kararı Emsal 3

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi

SUÇ : Suçluyu kayırma

HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Gerekçeli karar başlığında suç adının “suçluyu kayırma” yerine “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerininin kullanılması” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre suça sürüklenen çocuk müdafinin bir nedene dayanmayan temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir önceki yazımız olan Hakaret Suçu Nedir ve Cezası başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

22 Aralık 2018
11 kez görüntülendi

Kimler Ne Yorum Yapmış ?

avatar
  Abone ol  
Bildir

İletişim